27 Nisan 2017 Perşembe

SİYASİ MİZAHIN YAPILAMAZ HALDE OLDUĞU BİR ÜLKEDE PENGUEN'İN KAPANACAK DURUMA GELMESİ BENİ DE ÜZDÜ AMA GERÇEK NEDEN BASILI DERGİCİLİĞİN BİTİŞİ MİDİR?..

Ülkenin mizahı düşürdüğü durum karşısında hepimiz zaten yeterince üzgünüz, derdim kimseyi daha da üzmek filan değil yaşananların biraz olsun muhasebesini yapabilmek... Çünkü Facebook'ta ve sosyal medyada konuya hakim olmayanların kulaktan dolma bilgilerle yazdıkları dolanıyor her zaman olduğu gibi... Sosyal Medyada maddi sorunlardan bahsediliyor ancak daha sonra Penguen dergisi bir açıklama yapıyor ve asıl sorunun "Basılı dergiciliğin bitmesi" olduğunu söylüyor. Bakın bu ülkede asıl maddi sorun yaşayanlar zaten mizah dergileri değil mizah dergilerinde üç kuruş paralara çalışan, hep sömürülen karikatürcüler ve mizahçılardır, asıl maddi sorun yaşayanlar kendi içlerinde tarikatlara dönüşmüş mizah dergilerinin dışında duran bağımsız ve muhalif mizahçılardır, hiçbir şey sizin yüzeysel bir bakışla gördüğünüz gibi değildir, asıl sorun 90'ların ikinci yarısından sonra karikatürcü ve mizahçıdan çok başka alanlara yatırım yaparak Oğuz Aral ustamızın bıraktığı dergi mirasını harcayıp bitiren zihniyettedir, asıl sorun bugün yaşanan ciddi baskı ve faşizm dönemidir, asıl sorun siyasi mizahın yapılamaz hale gelişidir, asıl sorun zamanında mizahtan en iyi paraları kazanmış olanların maddi sorunu değildir, asıl sorun böylesi rezil bir dönemde bile açık yürekli olup gerçek sorunları okura söyleyememektir, sorun çok geç kalmış ve mizah dergileri tarafından bir türlü yapılamamış "özeleştiri" sorunudur... 

Gözünü bundan 39 yıl önce mizah dergilerinde açmış, onlara hep sahip çıkmış bir mizah emekçisiyim. Başlarına kötü şeyler geldiğinde bunu internet üzerinde yazan az sayıdaki mizahçıdan biriyim. 25 yıldır gittiğim okul söyleşilerinde çocuklara mizah dergilerini de anlatıyorum, ben de bir sürü zorluk yaşadım ve yaşıyorum ama özellikle son 15 yılda dergilerden en ufak bir yakınlık göremedim... Penguen de diğer dergilerde siyasi iktidardan hiçbir dönemde olmadığı kadar pek çok baskı ve dava yaşadı, siyasi ve toplumsal bir mizah adeta yasak hale geldi bunları biliyoruz ve yaşıyoruz, mizah dergilerinin başına gelenleri sıkça haber yaptığım, kapaklarını ve karikatürlerini yayınladığım mizah kütüphanesi kıvamındaki Mizahhaber bloğumu bile Ohal kapsamında kapattılar ama bu topraklar Osmanlı'da mizah dergilerinin 30 yıl yasaklandığı topraklardır acaba bunu ne kadar biliyoruz?.. 

Günümüz karikatürcüsü yaşanan berbat dönemin de etkisiyle daha donanımsız ve daha da yalnız, bu işin çilesini ancak bu işle yaşamaya çalışanlar bilir, okur bilmez yaşanan acıları, sıkıntıları... Mizah dergilerinin bir gün olsun "Biz de şu hataları yaptık" dediğini duymadım. Gelinen noktadan da son derece üzgünüm... Çünkü bu durum mizaha emek vermiş herkes için acı bir vaziyettir. Lakin gerçek dost acı söyler... Neyse siz boşverin, zamanında özeleştiri yapmayı bildiği için mizah dergileri tarafından dışlanmış, siyasi mizah kitaplarını bile bastıramaz halde, uzun yıllardır her türlü engele rağmen yaşam savaşı veren, tam bağımsız bir mizahçının bu dediklerini, hikayesi bitmiş bir ülkede size her söylenene inanmaya devam edin, lakin unutmayın ülkeler ölebilir, insanlar ölebilir, dergiler ölebilir ama İNSANLIK VAR OLDUKÇA MİZAH ASLA ÖLMEZ!!!

Cihan Demirci (AH!) 

PENGUEN DERGİSİNİN KAPANMA NEDENİ AÇIKLAMASININ LİNK ADRESİ: https://www.penguen.com/penguendenmesaj



PENGUEN'İN KAPANMA KARARI SONRASINDA FACEBOOK'TA YAZILAN NOTLARDAN...


Zaten hayalet dergi şeklinde çıkan Gırgır'ı Şubat ayında bizzat sahibi kapatmıştı, geçtiğimiz günlerde Penguen kapanma kararını kendisi aldı ama bize yaptığı açıklama ne yazık ki bana hiç samimi gelmedi, çünkü bu açıklamaya bakarsanız Penguen sanki uzun yıllardır herhangi bir iktidar baskısı yaşamıyormuş gibi, böyle bir açıklama sonrasında artık iktidardan şikayet hakkı da kalmıyor... Penguen ve Uykusuz bir şekilde içinden çıkan Leman da son derece düşük bir tirajla öylesine çıkıyor, başka alanlara yapılan yatırımlar olmasa sanırım onlar da dergilerini çoktan kapatırlardı. Peki size çok özel bir başka haber de benden; "Uykusuz dergisi de, bir süredir dergiyi satacak birini arıyor, bu anlamda geçen ay bir yayınevi sahibiyle görüştüler ama anlaşamadılar, bu arada Uykusuz'un dergi dışındaki tüm yayınları da "Komik Şeyler" olarak devam edecek, yani Uykusuz ekibi de ufaktan gidecek gibi duruyor... Daha fazlasını yazmak artık içimden de gelmiyor, mizah dergilerinin başına birşey geldiğinde ilk haber yapan 10 yıllık internet bloğum Mizahhaber'imi 2016 yılı Ekim ayında zaten kapattılar, siyasi mizah kitaplarımız da uzun yıllardır sizlere ömür, yakında burada da olamayacağız diye zaten çok uzun süredir yazan biriyim... Ne mizah dergileri dünyasından, ne derneğimizden, ne yayınevlerinden, ne de mizahseverlerden en ufak bir destek görmeyen bu garibin de bir dayanma gücü var elbet, artık ara verme ve veda zamanı yaklaştıkça, yaklaşıyor... (C.D.)

Cihan Demirci Her şeyi kabullenen bir topluma zaten mizah yakışmıyor, Mizah bir karşı çıkış sanatıdır, bir eleştiri sanatıdır, mizah samimiyettir, mizah içten duruştur... 15 yıl boyunca başına gelmedik kalmayan PENGUEN dergisi bile kapanma nedeni olarak bize basılı yayın döneminin bittiğini, internette kullanılan karikatürleri gösteriyor, açık yüreklilikle; iktidar baskısını söyleyemiyor, "korkuyoruz" ya da "Bu davalardan ve baskılardan bezdik, bıktık, yorulduk artık" diyemiyor ve bence giderayak ne yazık ki sınıfta kalıyor!!! Ah Aziz abi, ah Oğuz abi ah, bu ülkedeki mizahın çıtasını gereksiz yere çok yükseltmeyecektiniz, bu çıta YENİLGİYİ KABULLENMİŞ BİR ÜLKEYLE BİRLİKTE YERLERDE ARTIK... https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/f24/1.5/16/1f641.png:(
Beğen · Yanıtla · 19 · 29 Nisan, 14:22 · 


Cihan Demirci Gözünü dergilerde açmış, dergilerde büyümüş,bu işin ciddi çilesini çekmiş 1995'lerde ciddi anlamda bozulmaya başlamış Leman ekibiyle bir kopuş yaşayıp, bunun da bedelini en ağır şekilde ödemiş 39 yıllık bir emekçi olarak elbette kendi dergilerini kendilerinin çıkarmaları konusu onların bağımsızlık adına ciddi başarısıdır ama hiçbir şey dışardan gözüktüğü gibi değil, bu işin bozulma noktasını Leman olarak görürüm ama 1995'lerdeki Leman'la başlar bu süreç, 1991-1995 arası türlü yokluk ve özveriyle geçmiştir Leman'ın iyi dönemidir çünkü yokluk dönemidir ama dergi sahipleri karikatürcüye ve mizahçıya değil başka alanlara, örneğin Leman Kültür'e yatırım yapmaya başladıktan ve devlet desteğiyle milyon dolarlık matbaa aldıktan sonra iş çığrından çıkmıştır, bunları şimdi değil zamanında da yazan çok az kişiden biriyim, onlar benim eski arkadaşlarım, benim uyarılarım hep dost acı söyler tadındaydı, ama bizi dinlemek bir yana, üzerimizden geçtiler adeta, buna rağmen başlarına gelen her türlü davada, baskıda onların haberlerini her tarafa ulaştırdım, tek derdim dergilerin kazançlarını daha adilce bölüşmesi ve yatırımlarını karikatüre, mizaha ve mizahçıya yapmasıydı ama okur bunları bilmez, dışardan hiçbir gerçek görülmüyor, her neyse, sonuçta yapılan hataların bedelleri en ağır baskı döneminde ödenecek hale geldi bu da bizi çok üzüyor, özeleştiri yapmayı bilebilseydik bu durum da aşılırdı ama bizim toplum olarak böyle bir yapımız yok ne yazık ki..



Geçenlerde bu konuda dergi ve kişi adlarına bile girmeden genel anlamda bir yazı yazmıştım. Mizah dergiciliğinde özellikle 90'lı yılların ikinci yarısıyla başlayan yönetimsel sorunları, sıkıntıları, bu dünyanın da nasıl kirlendiğini kısaca anlatmaya çalışmıştım... Biz toplum olarak her yanlışın üstünü örtmeyi severiz, yanlışlarımızı konuşmayı, ortaya dökmeyi sevmeyiz, bunu yapanlara hep kızarız, onları dışlarız, yok sayarız, oysa bu üstünü örtmeyi sadece iktidardakiler yapmaz, kendini muhalefette sananlar da yapar... Aşağıdaki yazıyı PENGUEN çizerlerinden Serkan Yılmaz yazmış, kendisiyle bir tanışıklığım bile yok ama bildiklerimi doğruluyor... Sizlerle paylaşmak gereğini duydum... (C.D.)

PENGUEN ÇİZERİ SERKAN YILMAZ'IN PENGUEN'İN KAPANMASIYLA İLGİLİ YAZDIKLARI...

Arkadaşlar suç işliyorum https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/fa5/1.5/16/1f642.png:) Penguen nasıl bu hale geldi. 10 yıldır çiziyorum dergide. Bahadır Baruter’in hisselerini şimdiki patron çizerlere bırakıp gitmek zorunda kalmasından sonra bir şirkete dönüştü. Başımıza genel müdür geldi, her şey değişti ofiste. Genel müdürden, iş dünyasından kaçıp mizah dergisine girmiştim. Hayalini yaşayan salak bi karikatüristtim. Kaçtığım iş dünyası dergiye geldi ve mizah dergisi kültürüne uymayan bir sürü şey yaptı. Misal, kaligraf Şevki abi, “iş yerindeki kuralsız davranışları” gerekçesiyle tazminatsız işten çıkartıldı, tazminatsız kovma yapacak kadar sert bir şirket yönetimi gelmişti. Gidip “neden” diye sordum yönetime. Benim bildiğim Şevki abi mizah dergisi içinde davranılması gerekenin dışında bir davranış göstermemişti. “Hahaha hohoho” yapıyodu adam işte. Sayışmanlar iki kuşaktır Türk mizahında yaşıyor. Yeni yönetim “sanane ile karışık, sen bilmezsin” dedi bana. Söyleyin yahu ne yaptı adam? Sonra başımıza genel müdürleri getiren çizer ile saçma sapan bi sebepten de ben tartıştım. Asıl patronlar dergiye girişimi yasakladı. “Benim işim okurlarla, karikatüristim ben” dedim, haftada iki köşe çizmeye evden devam ettim. Karikatürlerimi, yazılarımı aldılar, beni almadılar, olsun! Bundan dolayı onur bile hissediyorum! İki tane patron karikatürcü yüzünden kafamdaki Asım Velioğlu’nu mu öldüreyim. Asım’ın ne suçu var? Yıllarca yazdım onu, manyak gibi serbest çağrışımıma yerleşti herif. Duayen gazeteci Asım bey bana “yapma, devam et” dedi, “bunlar küçük kötüler” dedi. O zamandan beri imza günlerine çağrılmadan hayalim olan işime evden devam ediyorum. Bi ara şirketleşen yönetim iyice coşup 10 maddelik, dev sözleşme imzalatmak istedi. Çalışan sigortalarımız kesilecek, bütün telif haklarımızdan ömür boyu, uzay dahil feragat edilecekti. Teknik olarak kovuluyorduk. “İmzalamazsınız köşe yok” dendi. “Hayır” deyip mahkemeye veren arkadaşlarım oldu, hakları da tabi ki çünkü yıllarca dergide, işçi haklarını yazdık, çizdik yani. https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/fa5/1.5/16/1f642.png:) Asım “sen devam et. Sigorta, telif, para ney, daha yazacakların var çocuğum” dedi. O evraklara da bastım parmağımı! İmzalarla birlikte kuşa dönen maaş “dergide para yok” denilerek ayın başında bir miktar, ay sonunda bir miktar olarak yatırıyordu (kuş başı) Haklarını arayan çizer arkadaşlarımın avukatı ile anlaşmaya gidilince, albatros kuşu kadar bi tazminat anında hesaplara yatırılmış. Çünkü arkadaşların hakları ejderha kadar https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/fa5/1.5/16/1f642.png:) Demek ki dergide para varmış https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/fa5/1.5/16/1f642.png:)Son iki sayıda çizmeyeceğim çünkü, “karikatür dergiciliği bitti” algısı yaratılarak kapanıyor. Son 4 sayı yüksek trajdan paramızı alıp gidelim, “top bizimdi, bitti tamam” deniyor.Yıllardır bu genel müdür bakışı mahfetti, dergileri, karikatürü. Giderken bari yapmayın artık. Patron yüksek kazancı kalkarsa dergilerden eminim, fanzin olarak bile hayatta kalacaktır karikatür. Yeni karikatürist gelmezse, düşünsene bir daha Umut Sarıkaya çıkmayacak, Ahmet Yılmaz çıkmayacak ve işte diğer hepsi, tüm karikatür dergisi yazar çizerleri, hatta patronlardan bile çıkmayacak. Onlar da mizah dergisinde büyüdüler. Bu yüzden son iki sayı çizmiyorum. Bi “gizlilik sözleşmesi” imzalatmışlardı bi ara. Saçma sapan evrak yüzünden dava açılıp, tazminat istenirse, verecek durumum yok şu an https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/fa5/1.5/16/1f642.png:) Evimde de saçma sapan icatlarım var. İcra ile onlarımı alırlarsa kendimi yerlere atarım, direnirim. https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/fa5/1.5/16/1f642.png:) Asım bey “sen basın çalışanısın, Penguen dergisi yazarısın, başına ‘köşe yazısı’ yaz, bi şey olmaz” dedi. https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/fa5/1.5/16/1f642.png:) Yıllardır bir çok çizerden uzay telifleri bile alınmış tonla karikatür Penguen App’te yıllarca yayınlanacak, çok paralar kazanılmaya devam edilecek. “Olsun”. Hayalim Penguen dergisinde çizmekti. O da oldu. Sinirli değilim, yıllarca damarlarımıza basıldı, saçma sapan şirket yönetimi mobbingi altında, çizmek adına devam ettim. Bu günün olayı değil bu. Sadece bu olanları biri söylemeliydi artık. Seyit Ali Aral abime de sordum. “Yaz aslanım” dedi. Son iki sayı tirajına çizecek gücüm yok artık. İyi bir veda yapmak isterdim şöyle. Hoşçakal Penguen’ciğim! Patronlarını sahiplerini değil ben seni sevdim, okuru sevdim. Ciltler dolusu işim, insanların evlerinde duruyor, hepsinde varım hohoho https://www.facebook.com/images/emoji.php/v8/fa5/1.5/16/1f642.png:) Evrak dolabına çevirmeseydik biz de dergiyi keşke bu kadar. Hoşçakal Penguen! Çok ayıplar ettin son zamanlarda! Son iki sayı tirajın bol olsun, zaten son derdin de o! Hoşçakal!

SERKAN YILMAZ


Serkan Yılmaz arkadaşı hiç tanımam ama benim daha önce yazdıklarımı doğrulayan bir yazı... Fakat daha acısı bu patronlardan hep ayrı tuttuğum ve sevdiğim Bahadır Baruter arkadaşımın kendi başına gelenleri unutup şimdilerde yazdıkları ve yazdıklarımıza verdiği yanıtlar... Oysa ki Bahadır bundan daha 5 yıl kadar önce İzmir'de ciddi bir kalabalık önünde beraber yaptığımız "Mizah ve İktidar" başlıklı söyleşi sırasında, sayısız dava ile boğuştuğu ve bunaldığı bir dönemde "Kendi dergim bile bana sahip çıkmadı" deyip dergisine kırgınlığını, kızgınlığını en samimi haliyle anlatmıştı. Zaten bu yüzden İstanbul'u terk edip Bodruma yerleşmedi mi??? Dergideki ortaklığını da bu yüzden terk etmişti ama bugün ne yazık ki o da bu dergiyi bu hale getirenlerden farksız yanıtlar veriyor ki bu da benim için ayrı bir üzüntü konusu...



Penguen çizeri Serkan Yılmaz'ın yazısını bir kaç saat önce sizlerle paylaşmıştım... Ama şunları da ekleme ihtiyacı hissettim: İki hırslı patron karikatürcüsünün yaşanan gerçeklerden uzak okuru kafalamaya kalkarak, adeta törenle kapattığı Penguen mizah dergisinin ne yazık ki giderayak mizah dergiciliğine yaptığı en büyük kötülük; "Basılı dergicilik bitti artık" algısı yaratarak, zaten ağır yaralar almış olan haftalık mizah dergiciliği geleneğini adeta kendisiyle birlikte götürmeye kalkmasıdır!.. Oysa basılı dergicilik kimsenin tapulu malı değildir!.. Bakın; okuru-çizeri pek bilmez ve zerre kadar da ilgilenmez ama 2019 yılında 150. yılına girecek bir gelenektir bu ve öyle ağır badireler atlatmıştır ki, Abdülhamid döneminde 30 yıl yasaklandığı süreç bile olmuştur bu coğrafyada... Onun için bir Penguen gider, adını henüz bilmediğiniz ne dergiler gelir, günü geldiğinde, 15 yıl yayınlanmış bu dergi mizah dergiciliği tarihindeki yerini almış, iz bırakmış bir dergidir elbette ama kimse kendini küçük dağlar benle var oldu, benle de biter havasına sokmasın artık arkadaşlar!.. (C.D.)



18 Nisan 2017 Salı

AH MİZAH'TAN ALTYAZILI FOTO-ŞAKA...


AH MİZAH'TAN ALTYAZILI... 

NUHSAL IŞIN KARİKATÜRÜ...

NUHSAL IŞIN (18 Nisan 2017-Facebook Sayfası) 

BULGAR KARİKATÜRCÜ İVAILO TSVETKOV'UN REFERANDUM SONUCU KARİKATÜRÜ...


İVAILO TSVETKOV (BULGARİSTAN-Facebook Sayfası) 

NURAY ÇİFTÇİ KARİKATÜRÜ...

NURAY ÇİFTÇİ (18 Nisan 2017) 

NUHSAL IŞIN KARİKATÜRÜ...


NUHSAL IŞIN (Facebook Sayfası-17 Nisan 2017) 

LATİF DEMİRCİ KARİKATÜRÜ...


LATİF DEMİRCİ (17 Nisan 2017-Hürriyet) 

GÜRCAN GÜRSEL'DEN FOTO-ŞAKA...


GÜRCAN GÜRSEL (Facebook Sayfası) 

HAYDAR IŞIK KARİKATÜRÜ...


HAYDAR IŞIK (Facebook Sayfası) 

MARİAN KAMENSKY'NİN ÇİZGİSİYLE; "REFERANDUM ÖNCESİ VE SONRASI DURUM"...


REFERANDUM ÖNCESİ... REFERANDUM SONRASI... 

MARİAN KAMENSKY (Facebook Sayfası)

CİHAN DEMİRCİ'DEN REFERANDUM GECESİNE DAİR LAFORİZMAL NOTLAR...

TOPLUMU HER ŞEKİLDE BÖLENLER, 16 NİSAN'DA DA; MÜHÜRLÜLER VE MÜHÜRSÜZLER OLARAK 2'YE BÖLDÜLER!.. 

ÜLKENİN EN BÜYÜK 3 ŞEHRİ DE "TEK ADAM" SİSTEMİNE "HAYIR" DEDİ!!!

CANIMIZI SIKAN "YENİLMEK" DEĞİL, SORUN "YENİLMEK" DEĞİL, SORUN; YSK ELİYLE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞ AÇIK BİR SANDIK HİLESİYLE, KAZANMIŞKEN KAYBETMEK OLMALI!.. AMA DAHA DA ACISI BU TAMAMEN AHLAKSIZ SONUCA KARŞI OYLARI GASP EDİLMİŞ OLAN MİLYONLARIN EN GÜR SESLERİYLE KARŞI DURAMAMASIDIR!.. 

OYLARIMIZI ÇALARAK, 2.5 MİLYON SAHTE VE MÜHÜRSÜZ OYLA, KILPAYI BİR "EVET" ÇIKARTABİLEN GASPODİN ZİHNİYET; EN YÜKSEK OYU ALDIĞIN BÜYÜKŞEHİR(!) BAYBURT'UNU BAŞKENT YAPSANA, "YENİ TÜRKİYE"NE PEK YAKIŞIR!!!!!!


Her şeyin tersine işlediği bu ülkede isimler bile ters, bir "EVET"çi Karadeniz'in içler acısı, perişan haline bak, bir de "HAYIR" diyebilen Akdeniz'e... Ülkedeki asıl "AK"deniz çırpındıkça batan Karadeniz oldu son 15 yıldır!!!!!!

KİMSE KENDİNİ KANDIRMASIN, BU REFERANDUMDA HER İKİ TARAFTA KAYBETMİŞTİR, TAMAMEN DAYATMA OLAN BU REFERANDUMUN KAZANANI YOKTUR ASLINDA AMA HER ŞEYİ GEÇ ALGILAYABİLEN "ŞUURSUZ" BİR COĞRAFYA BUNU ANLADIĞINDA DA İŞ İŞTEN ÇOKTAN GEÇMİŞ OLACAK!.. 

15'İNDEKİ GERÇEK BİR DARBE DEĞİLDİ AMA BAKIN 16'SINDAKİ ÇATIR ÇATIR GERÇEK BİR DARBEDİR!!!!

ZAMANINDA HESABI SORULAMAYAN HIRSIZLIKLARLA GELDİ BU ÜLKE BURALARA... HER ŞEYİNİ BİR BİR ÇALDILAR, OY'UNU, SANDIĞINI, GELECEĞİNİ, İŞİNİ, PARASINI, HAYATINI... BU HIRSIZLIKLARI HEP İZLEDİN, MİLYONLAR OLUP SOKAKLARA DÖKÜLEMEDİN... İSYAN EDEMEDİN YETERİNCE... BU İŞİN BURAYA GELECEĞİ BELLİYDİ... ASLINDA KAZANDIĞIN BİR SEÇİMDE BİLE OY HIRSIZLIĞININ BOKUNU ÇIKARARAK EN SONUNDA BU GECE ÜLKENİ, CUMHURİYETİNİ DE ÇALDILAR!!!!

DİPLOMASIZ bir Cumhurbaşkanlığının ardından bu kez de MÜHÜRSÜZ OYLARLA gelen bir Başkanlık mı yaşayacağız????

Bu kez kaybettiklerini görenler, futbolcu tadında bir hareketle "Aman kaybediyoruz bari 1-0 olsun bizim olsun" diye aradaki tek gollük farkı 2.5 MİLYON MÜHÜRSÜZ "EVET" OYUYLA sağladılar!.. 


15 Nisan 2017 Cumartesi

KÖKSAL ÇİFTÇİ'DEN FOTO-ŞAKA...

KÖKSAL ÇİFTÇİ (Manşetlik Karikatürler Sayfası-Facebook) 

CHARLİE HEBDO DERGİSİNİN KAPAĞI...


Fransa'da yayınlanan Charlie Hebdo dergisinin Felix imzalı bu haftaki kapağı


SEFER SELVİ KARİKATÜRÜ...


SEFER SELVİ (15 Nisan 2017-Evrensel) 

NUHSAL IŞIN KARİKATÜRÜ...

NUHSAL IŞIN (15 Nisan 2017-Facebook Sayfası) 

14 Nisan 2017 Cuma

CİHAN DEMİRCİ YAZDI: "ABSÜRD MİZAHIN ÜLKEMİZDEKİ ÖNCÜSÜ, MİZAH DEHASI SUAVİ SÜALP'İ ÖLÜMÜNÜN 36. YILINDA SEVGİ VE ÖZLEMLE ANIYORUZ..."


Absürd Mizahın bu ülkedeki öncü ismi olan Suavi Süalp'i ölümünün 36. yılında sevgi ve özlemle anıyorum... 14 Nisan 1981'de henüz 55 yaşındayken yitirdiğimiz Suavi Süalp, 50'li yıllardan başlayarak kendine özgü bir mizahın yaratıcısı olarak mizahımıza getirdiği yeniliklerle özellikle 60'lı ve 70'li yıllarda mizahımızı derinden etkilemiş, damgasını vurmuş büyük bir mizah ustasıdır. Hem yazar, hem çizer olarak tek kişilik bir mizah ordusu gibi çalışan, 1972'de tek başına hazırladığı "Salata" mizah dergisiyle Gırgır mizahının da doğuşuna yol açan, sadece mizah dergilerine, gazetelere değil, komedi oyunlarıyla tiyatromuza ve senaryolarıyla sinemamıza da katkıda bulunan, absürd mizahın öncüsü Suavi Süalp 1954'te TEF'le başlayan, Akbaba, Salata ve Gırgır ile doruklara çıkan dergi serüvenini, 1981'de Ses Dergisinin Atmaca mizah ekinde noktalamış oldu. 


Onun mizahıyla çocuk yaşta okuru olduğum "Salata" dergisiyle tanışmıştım. Beni çarpmıştı, çünkü henüz ilkokul 4. sınıfa giderken evde defter sayfalarından kendi kendine mizah dergileri yapan tuhaf bir çocuk olarak, okumaya başladığım 16 sayfalık bu derginin tamamını, Suavi Süalp'in tek başına yaptığını görmüş, müthiş etkilenmiştim. Sonuçta benzer bir yolun yolcusuydum... 1972'de Gırgır'ı çıkaran Oğuz Aral, 1 yıl sonra onu Salata'dan transfer ederek, Gırgır'ın da ilk yazarı yapacaktı. Mizah camiası her anlamdaki "Baba" görüntüsü nedeniyle ona hep "Suavi Baba" dedi. 1972'de dergisiyle okuru olduğum Suavi Baba ile 1979'da kısa bir süre, sırf onunla tanışmak adına girdiğim Karakedi mizah dergisinde tanışmıştım. 2 yıl sonra onu erken bir yaşta aniden yitirdik ama 1982-1986 yılları arasında çalıştığım Güldürü Üretim Merkezi, hazırladığı tüm mizah sayfalarında ve mizah eklerinde onu yaşattı. Suavi Baba, sanki bizimleydi ve yaşıyordu. Bunun en önemli nedenlerinden biri Suavi Süalp'in mizah anlayışından çok etkilenmiş, onun yanında mizaha adım atmış Kandemir Konduk'un GÜM'ün Müjdat Gezen'le birlikte iki yöneticisinden biri olmasıydı. 

Erken yaşta ölümü bana dert olan bu mizah dehası için bir şeyler yapılmalı düşüncesiyle, önce 1989'da çalıştığım "Mazete" adlı mizah ekinde ona özel bir mizah eki hazırladık. Bu beni kesmedi ve oturup tam 10 yıllık bir çalışmanın ardından 1999 yılında yayınladığım "Bir Mizah Dehası Suavi Süalp" adlı biyografi-anı kitabıyla onun bu coğrafyada mizaha kattıklarını, öncü halini, pek çok arkadaşının, meslektaşının tanıklıklarıyla, anı ve anekdotlarla gün ışığına çıkarmaya çalışmıştım. Bu kitabın söyleşisini hem İstanbul Kitap Fuarında, hem de İzmir Kitap Fuarında yaptık. Kitap tez çalışmalarına konu oldu. 

Hem erken yaşta ölmesi hem de su içer gibi kendini kasmadan rahatça yaptığı o doğal mizahın ona verdiği aşırı mütevazı hâl nedeniyle ne yazık ki epeyce karambole gitmiş bir usta olan Suavi Süalp 14 Nisan 1981'de veda etmişti dünyaya ve gittiğinde henüz 55 yaşındaydı... Suavi Süalp'in doğum günü de, tıpkı ölümü gibi gene bir Nisan günüdür, 23 Nisan'dır... Yüzümüzü hep güldürmüş, kendine özgü bir mizahın yaratıcısı olarak, özelllikle 50'li yıllarda mizahımıza getirdiği yeniliklerle 60'lı ve 70'li yıllarda mizahımızı derinden etkilemiş Suavi Süalp'in özellikle "Seçme Saçma Sözler" ile açtığı kapı çok önemlidir, şahsen o kapıdan girerek, 80'li yılların mizahında yeni denemeler arayışı içersinde kendine yol bulan bir kaç mizahçıdan biri olabildiysem dünya mütevazısı Suavi Süalp ustanın bunda katkısı büyüktür. Mizahta yeni bir dönemin habercisi olmuş, Absürd mizaha sessiz-sedasız öncülük etmiş, yaşamı boyunca tıpkı bugün benim gibilerin yaşadığı gibi yayın dünyası içinde çok "kazıklar" yemiş Suavi Süalp ustamızı 36. ölüm yıldönümünde bir kez daha sevgiyle anıyorum... O absürd, o neşeli ruhu şad olsun... 

Cihan Demirci (AH!)



BÜLENT KARAKÖSE'NİN ÇİZGİSİYLE SUAVİ SÜALP... 


OĞUZ ARAL'IN ARDINDAN YAZDIĞI SATIRLAR... 

Hiç kimseye yaltaklanmadan, onurlu bir şekilde kalemi ile para kazanma hatasına düşerek yaşayıp gitti Suavi Süalp. Gırgır’da birlikte çalışmayı teklif ettim. Ama ondan sonra Suavi’yi koydunsa bul yerinde. Bekle bekle Süavi gelmez. Neden sonra kapıda o güleç yüzüyle gözüktü. “Oğuz geç kaldım ama öyle espriler buldum ki, gülmekten kırılacaksın,” dedi. Ceplerini karıştırmaya başladı. Paralar filan çıktı cebinden. Neden sonra pantolonunun cebinden küçük bir kâğıt buldu. Başladı bana okumaya: “Seçme saçmalar... Senin de çekilecek bir tarafın kalmadı... İmza: Halat,”deyip gülmeye başladı. Okumaya devam etti. “Kiralık ilanlar... Haberler... Anketler... Küçük ilanlar...” Bir aralık düşündüm, bu kadar çok şey bu küçücük kâğıda sığar mı diye. Elindeki kâğıdı aniden çekip aldım. Bir de gördüm ki elimdeki kağıt bomboş değil mi? Süavi Süalp o kadar espriyi doğaçtan yapmıştı... 
(Oğuz Aral -1981)




CİHAN DEMİRCİ'NİN ÇİZGİSİYLE SUAVİ SÜALP... 

ATİLLA SOLAKER'İN ÇİZGİSİYLE SUAVİ SÜALP... 

AİLE ALBÜMÜNDEN... 

Suavi Süalp, eşi Sevgi Süalp ve oğlu Hikmet Evren Süalp ile... 



6 KASIM 1999 TARİHİNDE TÜYAP KİTAP FUARINDA GERÇEKLEŞEN "BİR MİZAH DEHASI SUAVİ SÜALP" SÖYLEŞİSİNDEN BİR ANI... KONUŞMACILAR; KANDEMİR KONDUK, CİHAN DEMİRCİ, SİNAN GÜRDAĞCIK VE SUNDER ERDOĞAN... 


MUSA KART'LA "DAYANIŞMA" KARİKATÜRLERİ SÜRÜYOR: "MOHAMMAD SABAANEH KARİKATÜRÜ"

46- Mohammad Sabaaneh

(14 Nisan 2017-Cumhuriyet)


Silivri'de tutuklu bulunan MUSA KART arkadaşımızla "DAYANIŞMA" karikatürlerinin 46.sı; Mohammad Sabaaneh karikatürü 14 Nisan 2017 Cuma günü Cumhuriyet gazetesinde Musa Kart'ın 1. sayfada boş kalan köşesinde yayınlandı.


13 Nisan 2017 Perşembe

NUHSAL IŞIN KARİKATÜRÜ...

NUHSAL IŞIN (13 Nisan 2017-Facebook Sayfası) 

GÜRCAN GÜRSEL'DEN FOTO-ŞAKA...


GÜRCAN GÜRSEL (13 Nisan 2017-FacebookSayfası) 

SEFER SELVİ KARİKATÜRÜ...


SEFER SELVİ (13 Nisan 2017-Evrensel) 

HAFTANIN PENGUEN KAPAĞI...



PENGUEN (13 Nisan 2017) 


BÜLENT KARAKÖSE KARİKATÜRÜ...

BÜLENT KARAKÖSE (12 Nisan 2017-Facebook Sayfası) 

HAYDAR IŞIK KARİKATÜRÜ...



HAYDAR IŞIK (12 Nisan 2017-Facebook Sayfası) 


LATİF DEMİRCİ KARİKATÜRÜ...


LATİF DEMİRCİ (13 Nisan 2017-Hürriyet) 

ERCAN AKYOL KARİKATÜRÜ...


ERCAN AKYOL (13 Nisan 2017-Milliyet) 


BÜLENT KARAKÖSE'NİN ÇİZGİSİYLE; "GERÇEK GAZETECİ AHMET ŞIK"


BÜLENT KARAKÖSE (Facebook Sayfasından) 

10 Nisan 2017 Pazartesi

MUSA KART'LA "DAYANIŞMA" KARİKATÜRLERİ SÜRÜYOR: "OĞUZ DEMİR KARİKATÜRÜ"


45- OĞUZ DEMİR
(11 Nisan 2017-Cumhuriyet)

Silivri'de tutuklu bulunan MUSA KART arkadaşımızla "DAYANIŞMA" karikatürlerinin 45.si olan Oğuz Demir karikatürü 11 Nisan 2017 Salı günü Cumhuriyet gazetesinde Musa Kart'ın 1. sayfada boş kalan köşesinde yayınlandı.