19 Kasım 2016 Cumartesi

DÜNYAYI KİRLETEN BİR ÜLKEDEN, DÜNYAYA FIRLATILIP ATILMIŞ BİR "DAMDAKİ MİZAHÇI" MEKTUBU....

"DAMDAKİ MİZAHÇI"yım bilenler bilir... Ama ben bu dama atlamak için değil hiçbir şeyi "atlamamak" için çıktım bundan uzun yıllar önce... Nerdeyse 10 yılı Facebook'ta olmak üzere tam 38 yıldır kalemiyle çırpınan, mizahın en önemli ayağı olan "eleştiri"yi kullanan bir mizah ve edebiyat emekçisi olarak, bu coğrafyada atmadığım çığlık, yapmadığım eleştiri kalmadı, karşılığında "işsiz" bırakıldım, "yalnız" bırakıldım, itildim, kakıldım ama asla "mağdur" olmadım!!! Çünkü ülkedeki "mağdurluk" kadroları tamamen gerici-sağcı-faşist güçler tarafından kapatılmıştı!!! Siyasi mizah kitaplarımı engelleyenler sonunda mütevazı "Mizahhaber" bloğuma kadar dayandılar ve onu da geçen ay OHAL'e sığınmış bir mahkeme kararıyla kapattılar!.. Pes etmedim, yeni bir blog açtım ama nereye kadar, tüm bunların "beyhude" çabalar olduğunu biliyorum, çünkü arkadaşlarımızın yüzde 1'i filan ses veriyor sadece burada!.. Derin bir "ölüm sessizliği" yaşıyoruz!!! Bu sanal karanlık o yüzden sürekli üzerinize çöküyor!!!! 

Yoksa Facebook'un hiçbir suçu yok, suç gene bizim insan malzememizde. Çünkü zamanında sadece binaların malzemesinden değil, en önemli malzeme olan "insan malzemesi"nden de çaldı bu hırsız ülke!!!! Çocukluk fotomuzu ya da rahmetli annemizin resmini koyduğumuzda sizlerdeki bu ilgi oranı yüzde 5'e bazen yüzde 10'a filan çıkıyor ama onun dışında sürdürdüğümüz kalem mücadelesinde her zaman sen,ben, bizim oğlan, bizim kız vaziyetindeyiz...

90'ların ortasından sonra "siyasi mizah" geleneğimiz de ciddi hasarlar yaşadı, Karikatürde Oğuz Aral'ın, yazıda Aziz Nesin'in bu ülkede oluşturmaya çalıştığı çizgiden adım adım uzaklaşıldı!.. Bu hasar 2016 yılının sonlarında öylesine ağır boyutlara ulaştı ki, bugün bir çizer arkadaşımız içeri düştüğünde kendi ülkesinin çizerlerinden çok, dünya çizerleri sahip çıkıyor artık ona!!! Üyesi olduğu Karikatürcüler Derneği kulağının üstüne yatmış, gözlerini ve ağzını kapatmış, üç maymun şeklinde bir halde yaşanan korkunç tabloyu görmezden gelerek kendi dernek ve karikatür tarihine de derin bir ihanet içinde!!! Böylesi perişan bir ortamda, palavraya gerek yok, artık bu toplum için filan değil kendi kalem ve hayat onurum için yazıp-çiziyorum.

Hayatımın en büyük zenginliği, çok fazla sayıda nitelikli insan tanımaktı ama bu insanların çok büyük bölümü bu kötülük ülkesine dayanamayıp göçüp gittiler. Pek az kaldık buralarda. Bakın bu toplumun bir araya gelmek, hayatlarımızı esir alan gerici-faşist zihniyetle mücadele etmek gibi bir derdi yok, zaten böyle bir geleneği yok, Mustafa Kemal gibi bu toplumun asla hak etmediği bir müthiş değerce her şey ayağına gelmiş, laikliği asla mücadeleyle kazanamamış, sınıf bilinci yaratamamış, sol kolunu hep yok saymış, düşman saymış, sadece yaşadığı günü kurtarma derdinde olan zavallı, ezik ve ikiyüzlü bir toplumun fertleriyiz. Batılı da değiliz, Doğulu da değiliz... İkisinin zenginliklerini birleştirerek yepyeni bir sentez yaratacak gücümüz ve insan malzememizi de harcadık, bitirdik, tükettik...

Ülkeyi babasının malı gibi eline geçiren, ülkeyi gerçek anlamda ilk kez "faşizm"le tanıştıran AKP iktidarının da en büyük şansı ve en büyük gücü de bu zaten, karşısındaki kitlenin ne denli kof, ne denli boş olduğunu, sokak gücünden yoksun olduğunu, sivil toplum olmayı asla beceremediğini 15 yıllık süreçte o kadar iyi gördüler ki, onun için şimdi gözleri dönmüş halde son hamlelerle yükleniyorlar. Zamanında sırtını askere dayayarak, darbelerden medet umarak bugünlere gelen ülkenin; ulusalcı, sözde Atatürkçü, sağ ve sığ görüşlü, gericinin ekmeğine hep yağ sürmüş, zaten azıcık olan gerçek solu tamamen tüketmiş milyonları bugün şaşkın ördek gibiler!!!

Ülke görünümlü saray devletinin emir erleri, türlü ayak oyunları ve hilelerle başkanlık rejimini de geçirdikleri anda zaten bitmiş olan bu coğrafya tamamen tarihe karışacak ve sıradan bir Ortadoğu çadır devleti olarak "kanlı" yoluna devam edecek!!! Daha önce de demiştim, zengin çocuğu değilsek doğarken ülkemizi seçmek gibi bir şansımız olmuyor, zengin çocuğunun da haliylen kendisi değil anası-babası seçiyor sonuçta doğacağı ülkeyi!..

Kısacası 1990 başlarından beri yazdığı, çizdiği bir şekilde sonradan gerçeğe dönüşmüş, o yüzden bunun da gerginliğini yaşamış biri olarak ferdi olmak durumunda kaldığım bu ülkeden dünya adına utanıyorum, bu ülke benzeri cehennemin dünyayı ciddi şekilde kirlettiğini düşünüyorum, çünkü giderek dünya da buraya benzemeye başladı, ha bakın "kötü örnek" anlamında elimize su dökecek ülke de yok artık dünya üzerinde!!!

Son dirençlerimizi tükettiğimiz bu coğrafyada, kendisini kurtarmaktan aciz bir toplum içinde yaşadığımız için, hep son aşamada dış güçlerin bizi kurtarmasını bekleyenler oldu aramızda ama görünen o ki, dış güçler de artık yoruldular, sıkıldılar, bıktılar bu akılsız ülkeden... Sen kendinin kurtarıcı olmayı bilmezsen, gün gelir yüzüne bakan da olmaz, zira herkesin kendi derdi kendine yetiyor bu kapitalizm ve faşizmden boku çıkmış global dünyada!!!!

Benim karamsarlığım son 25 yılda hep aynı yerde durdu, çünkü yaşadığım coğrafyayı erken tanıdım, bu yüzden de abartmadım lakin ben bile bu kadar "kof" olduğunu sanmıyordum!.. Ben bile bu kadar "zavallı" olacağımızı hesaplayamamıştım!!! Beni zamanında karamsar bulanlar çoktan intihar ettiler ama hala yaşıyorlar!!! Zaten en önemli sorunumuz da bu, sonuçta bir şekilde "ölü" halde yaşayabiliyoruz bu ülkede. Hey gidi, 2000'lerin başlarında yazdığım "Zombilirkişi" adlı tek kara mizah romanımda zaten bu vaziyetimizi anlatmıştım. Ama son 15 yılda "ölü" haldeki yaşama aşamasından, yaşama kısmı da kalktı, kalkıyor... Lakin insanız, gerçekleri yazmamız çoğunun hoşuna gitmese de, bize ses ve nefes verilmese de, son nefese dek asla "umut" bitmez bizde... Yeter ki çaba göster üzerine çökmüş bu ağır karanlığı dağıtma adına... Yeter ki çaba göster, umut birlikte paylaşıldığı zaman güzeldir arkadaşım, tek başına umut bir boka yaramaz, sen yeter ki ses ver, nefes ver, o zaman son nefese dek UMUT BİTMEZ BİZDE!...

Cihan Demirci (FACEBOOK SAYFASI-19 Kasım 2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder